<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Tarihten Sayfalar</title>
	<atom:link href="http://ambar40.wordpress.com/category/tarihten-sayfalar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ambar40.wordpress.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 Nov 2008 18:06:13 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='ambar40.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/4dbd7d6bb8b913ca168b6d7a315e8bc5?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title> &#187; Tarihten Sayfalar</title>
		<link>http://ambar40.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://ambar40.wordpress.com/osd.xml" title="" />
		<item>
		<title>Kanije Zaferi ve Tiryaki Hasan Paşa</title>
		<link>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/19/kanije-zaferi-ve-tiryaki-hasan-pasa/</link>
		<comments>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/19/kanije-zaferi-ve-tiryaki-hasan-pasa/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 12:12:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten Sayfalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ambar40.wordpress.com/?p=198</guid>
		<description><![CDATA[
Osmanlı Devleti bir kalenin kurtuluşuna sevinir oldu. Önceleri padişah sefere çıktı mı bir ülke hatta ülkeler fethedilirdi. Ama ya şimdi bir kalenin savunmasına vezirlik verilir oldu. Yıl 1601 Kanije kalesini Avusturyalılar kuşatır. İhtiyar komutan(emekli olmamış daha neyi bekliyorsa)  kaleyi düşman askerlerine oranla az bir askerle savunuyor. (Düşman 40 bin, kuvvetlerimiz 5 bin). Ama ne savunma, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ambar40.wordpress.com&blog=4260998&post=198&subd=ambar40&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:center;"><img class="size-medium wp-image-200   aligncenter" src="http://ambar40.files.wordpress.com/2008/07/kanije1.jpg?w=300&#038;h=225" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p style="text-align:justify;">Osmanlı Devleti bir kalenin kurtuluşuna sevinir oldu. Önceleri padişah sefere çıktı mı bir ülke hatta ülkeler fethedilirdi. Ama ya şimdi bir kalenin savunmasına vezirlik verilir oldu. Yıl 1601 Kanije kalesini Avusturyalılar kuşatır. İhtiyar komutan(emekli olmamış daha neyi bekliyorsa)  kaleyi düşman askerlerine oranla az bir askerle savunuyor. (Düşman 40 bin, kuvvetlerimiz 5 bin). Ama ne savunma, tarihte eşine az rastlanır cinsten. Bütün savaş hilelerini kullanıyor Tiryaki Hasan Paşa.<br />
<span id="more-198"></span>
</p>
<p style="text-align:justify;">Arşidük Maksimilyan, kırk bin kadar asker ve dev gibi gü­lleler atan onlarca topla Kanije kalesini muhasara etti. Ve sa­bah- akşam kaleyi toplarla ateş yağmuruna tuttu. Kurnaz paşa düşmana önce topla karşılık vermez, kaleye yaklaşan düşman askerlerine belli bir süre tüfekle karşılık verir. Düşman “Türklerde top ve cephane yok” hissine kapılır. Düşman bu nedenle kaleye toplu hücuma kalkar; bu esnada toplara ateş emri veren Tiryaki Hasan Paşa Avusturyalılara büyük zayiat verdirir.</p>
<p style="text-align:justify;">Tiryaki Hasan Paşa, sadrazama bir haberci gönderir. Böylelikle sadrazamdan yardım isteyecektir. Küçüklüğünden beri yanında yetiştirdiği bir kaç lisan bilen Karapençe adlı serdengeçtisini yardım isteğiyle gön­dermeye karar verdi. Karapençe, paşasının emrini yerine ge­tirmek üzere derhal yola çıktı. Çok kısa zamanda sadrazamı Belgrad&#8217;da bulup mektubu veriverdi. Karapençenin getirdiği mektuba cevabı “İstolni Belgrad üzerine gittiği ve dönüşte imdada geleceği” yönünde idi. Karapençe derhal paşasının yanına dönüp cevabi mektubu verdi.</p>
<p style="text-align:justify;">Sadrazamından gelen mektubu okuyan Hasan Paşa bu mektubun askerler arasına iyi tesir yapmayacağını tah­min ederek, kendisi bir başka mektup kaleme aldı. Kendi yazdığı mektupta sadrazam güya şöyle diyordu: “Gazilerimin hepsinin fedakârca, kahramanca müdafaaya gayret göste­receklerini biliyorum. Çok yakında bizde oraya gelir ve ol gaileyi hep beraber ortadan kaldırırız.” Tiryaki Hasan Paşa, bütün askerleri toplatıp onların cesaretlerini yükseltecek bu mektubu okuttu. Bunun üzerinde askerde bir ümit ışığı doğdu.</p>
<p style="text-align:justify;">Bütün bunlar olmakta iken Arşidük Maksimilyan kuvvetle­ri Kanije Kalesine girebilmek için Berk Suyu üzerinde bir köprü inşasına başladı. İnşaata baskın yapan askerlerimiz iki de esir almışlardı. Bu iki Avus­turyalı esiri sorguya bizzat çeken Tiryaki Hasan Paşa sorgudan sonra Kara Ömer Ağa&#8217;ya “Al bunları öldür” diyerek verdi. Hâlbuki Paşa, Ömer Ağa ile daha evvel kumpasını kurmuştu. Ömer Ağa esirleri alıp kalenin dibine götürüp, kendisinin de onlardan olduğunu paşanın öldür demesine rağmen kendilerini öldürmeyeceğini, hava kararır kararmaz serbest bırakacağını, bu paşanın çok kurnaz olduğunu, kalede cephane ve barutun bol olduğunu yeterli miktarda askerin bulunduğunu anlattı. Ve esirleri salıverdi, esirler kurtulmanın sevinciyle doğruca Arşidük Maksimilyan’ın yanına vardılar, olanları anlattılar. Tecrübe sahibi paşa bu şekilde düşmana güçlüyüz, ayaktayız kaleyi savunacağız intibası verir.</p>
<p style="text-align:justify;">Tiryaki Hasan Paşa&#8217;nın iki kölesi fırsatını bularak kalenin gizli kapısından kaçmışlar ve düşman ordugâhına gitmişler­di. Kaçan esirler kalenin ve paşanın sırlarını biliyorlardı. Tiryaki Hasan Paşa bunun da çaresini engin zekâsıyla buldu. Derhal küçük bir birlik gönderip dört kişi yakalattı. Yaka­lananları yanına getirip onlara sordu: “İki tane adamımı gön­derdim kralınızla görüştü mü.” diye sordu. Onlarda: “Evet birinin adı Kenan diğerinin Handanmış, yiyecek ve barutları­nın olmadığını asker sayısının ise azaldığını bu sebeple taar­ruz edilirse netice iyi olur” dediklerini söylediler. Hasan Paşa, Kara Ömer Ağa&#8217;ya bunları da öldür diye emir verdi. Kara Ömer Ağa esirleri alıp gitti. Onlara biraz bağırdı. Siz ne biçim adamsınız hep esir düşüyorsunuz? Ben, sizleri kurtara kurtara bir gün kendim ele geçeceğim ama benim imdadıma kim­se yetişmeyecek&#8230; Şimdi beni dikkatle dinleyin:“Sizden evvel gelen iki esiri bu paşa yine bana vermişti. Öldürmemi emretmişti. Bende sizlerden olduğum için onları salmıştım. Bu paşa çok kurnaz bir adam, o Handan ile Ke­nan paşanın has adamlarıdır. Onları bizzat paşa gönderdi. Kalede bütün işler yolundadır. Barutta var, zahirede var, as­ker ise o da var. İşin daha ehemmiyetli tarafı Macarlarla an­laşma imkânı gün geçtikçe daha çok mümkün hale geldi. Avusturya ordusundan bazı firarlar Macarların canını sıkıyormuş” dedi. O sırada Avusturya ordusundan donduru­cu soğuklar yüzünden firarlar oluyor ve Arşidük Maksimilyan bunu önleyemiyordu. Kara Ömer Ağa, bunların eline bir çu­val ekmek vererek salıverdi.</p>
<p style="text-align:justify;">Tiryaki Hasan Paşa yine Karapençe’yi yanına çağırmış, kendisine iki mektup vermiş, bunun bir tanesini düşman or­dugâhına yakın bir yerde bırakmasını tembih ediyordu. Düş­manın eline geçmesini istediği mektubu paşa şu mealde ka­leme almıştı: Kalenin pekiyi durumda olduğunu belirten ifa­delerden sonra “Küçüklükten beri yanımda büyüttüğüm Handan ile Kenan’ı düşman ordugâhına gönderdim. Kale hakkında Macarlarla anlaşmakta olduğumuz haricinde ne söylerseniz söyleyin dedim. Barutumuzun az olduğunu, askerin son de­rece kifayetsiz miktarda olduğunu, yiyecek sıkıntısı baş gösterdiğini söyleyebileceklerine ruhsat verdim. Şimdi sizde son derece hazırlıklı olun ki; zamanında yetişesiniz.” Bu mektubu Karapençe güzel bir şekilde paketledikten sonra Avusturya ordugâhı yakınlarına bıraktı. Düşman ertesi gün mektubu bulmuş ve Arşidük Maksimilyen&#8217;e vermişti. Arşidük, mektubu okumuş, Kara Ömer Ağanın bıraktığı esirleri dinlemiş ve Hasan Paşanın firari kö­lelerini casus olarak kabul etmekten başka çaresi kalmamış­tı. Tabii casusların uğratılacağı ceza ölümdü&#8230; Handan ve Kenan&#8217;a ihanetlerinin cezası ölüm olarak verildi&#8230; Avusturya­lılar başlarını kestikleri Handan ile Kenan&#8217;ın başlarını birer mızrağa takmış mücahitlere gösterirken şöyle bağlıyorlardı: “Paşanızın casusları tutuldu görün akıbetlerini.”Mücahitler bunu görünce kahkahalar atmaktan kendilerini alamadılar. Ve bu olay kumandanları Tiryaki Hasan Paşa&#8217;ya olan bağlılık ve takdirlerini bir kat daha arttırdı.</p>
<p style="text-align:justify;">Kış bastırınca kaledekilerin durumu daha da vahim hal almıştı. Artık dayanmak imkânsız hale gelmişti. Bu durum karşısında Hasan Paşa diğer komutanlarıyla istişare ederek umumî bir taarruza karar verdi. 17 Kasım 1601&#8242;de Mehteran cenk havasını vurmaya başlamıştı. Kaledeki serdengeçtiler tekbir getiriyorlardı. İşte bu coşkunluk içerisinde Gazi Kara Ömer Ağa 800 yiğitle kaleden çıkmış ve yıldırım gibi düşman içerisine dalmıştı. Bu beklenmedik saldın hareketi üzerine düşman paniğe kapılmıştır. Onlar Sadrazamın ordusunun geldiğini zannediyorlardı. Hasan Paşa ise kaledeki bütün topları son bir defa ateşletiyor ve güya Sadrazamı selamlıyordu. Düşman ordugâhı karışmıştı ve panik başlamıştı. Gazilerin &#8220;Allah Allah&#8221; sedaları yeri göğü tutuyordu. İlk hamlede düşmanın bütün ağırlıkları, yiyecekleri, cephaneleri ele geçirilmişti. Düşman 18 bin ölü vererek darmadağınık vaziyette kaçışmaya başlamıştı. Bunun üzerine üç bin yeniçeri düşmanı takibe başlamış ve 18 Kasım günü de 30 bin düşman imha edilmişti. Başkumandan Arşidük ve çok az askeri canını zor kurtarmıştı. Düşmanın onlarca büyük kuşatma topu, binlerce tüfek, çadır, kazma ve kürek ele geçirilmişti. Ayrıca Arşidük’ün altın tahtı ve otağı da zapt edilmişti. Muazzam bir zafer kazanılmıştı.</p>
<p style="text-align:justify;">Zaferin kazanılmasında tabi Hasan Paşanın savaş taktileri(hileleri) ve Türk askerinin cesareti, bağlılığı etkili olmuştu. Kazanılan bu zafer sonrasında Padişah III. Mehmet’in vezirlik makamına getirdiği Tiryaki Hasan Paşa ağlamış, ağlamasının sebebini soranlara da şu cevabı vermiştir:&#8221;Kanije&#8217;de ettiğimiz küçük bir hizmete karşılık bize vezirlik vermişler ve &#8220;Hatt-ı Hümayun&#8221; göndermişler. Hâlbuki Kanuni Sultan Süleyman, Makbul İbrahim Paşa&#8217;yı tam bir yetkiyle kendi yerine vekil tayin ettiği zaman bile O&#8217;nun eline bu kadar iltifatlar ihtiva eden bir mektup vermemişti. Rahmetli Piyale Paşa, Yavuz Sultan Selim Hazretlerinin damadı olduğu ve deniz muharebelerinde bütün Hıristiyan hükümdarlarının donanmalarına galip geldiği ve Sakız Adası&#8217;nın fethi gibi nice muvaffakiyetler elde ettiği halde kendisine vezirlik çok görülmüştü. İslâm Halifesi&#8217;nin Hatt-ı Hümayunu Kanije muhasarası gibi küçük bir hizmete mükâfat olmaya başladı. Devletin vezirliği, benim gibi kocamış kimselere kaldı. Buna üzülmeyeyim de neye üzüleyim!&#8221; Hasan Paşa bu sözleri söylerken aslında Devlet-i Aliyenin duraklama devrine girdiğini de ima eder aslında….</p>
<p style="text-align:justify;"><!-- Note end --></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ambar40.wordpress.com/198/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ambar40.wordpress.com/198/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ambar40.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ambar40.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ambar40.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ambar40.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ambar40.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ambar40.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ambar40.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ambar40.wordpress.com/198/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ambar40.wordpress.com/198/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ambar40.wordpress.com/198/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ambar40.wordpress.com&blog=4260998&post=198&subd=ambar40&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/19/kanije-zaferi-ve-tiryaki-hasan-pasa/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/566cca628715fb301452263cb0499ae3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Serdar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ambar40.files.wordpress.com/2008/07/kanije1.jpg?w=300" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Türk Gibi Muhteşem</title>
		<link>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/18/turk-gibi-kuvvetli-turk-gibi-muhtesem/</link>
		<comments>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/18/turk-gibi-kuvvetli-turk-gibi-muhtesem/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 09:41:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten Sayfalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merdurucan.wordpress.com/?p=92</guid>
		<description><![CDATA[
Osmanlı İmparatorluğu en geniş sınırlarına ne zaman ulaştı, biliyor musunuz? 7 yaşında tahta çıkan ve 39 yıl padişahlık yapan Dördüncü Mehmed zamanında!
Bu dönemde, dünyanın hemen bütün devletleri Türklerin gözüne girmek, onlarla diplomatik ilişki kurmak için gayret gösteriyor ve bu konuda adeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Ünlü Fransız tarihçilerinden Albert Vandal bu konuda şunları yazıyor:

&#8220;En medeni milletlerden en [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ambar40.wordpress.com&blog=4260998&post=31&subd=ambar40&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:center;"><img class="alignnone size-medium wp-image-176" src="http://ambar40.files.wordpress.com/2008/07/mehmet4.jpg?w=180&#038;h=240" alt="" width="180" height="240" /></p>
<p style="text-align:justify;">Osmanlı İmparatorluğu en geniş sınırlarına ne zaman ulaştı, biliyor musunuz? 7 yaşında tahta çıkan ve 39 yıl padişahlık yapan Dördüncü Mehmed zamanında!</p>
<p style="text-align:justify;">Bu dönemde, dünyanın hemen bütün devletleri Türklerin gözüne girmek, onlarla diplomatik ilişki kurmak için gayret gösteriyor ve bu konuda adeta birbirleriyle yarışıyorlardı. Ünlü Fransız tarihçilerinden Albert Vandal bu konuda şunları yazıyor:</p>
<p><span id="more-31"></span></p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;En medeni milletlerden en barbarlarına kadar dünyada her devlet; askeri gücünden korktukları Türk Devleti&#8217;nin karşısında eğiliyor ve Türklerle hoş geçinmeye çalışıyordu. İstanbul, her milletin diplomatlarıyla dolup boşalan bir merkezdi. Osmanoğullarının tahtı önünde eğilmek için büyükelçiler birbirleriyle yarışıyorlardı.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu tarafta, &#8216;Halife&#8217; sıfatını da taşıyan padişaha, hükümdarının yüksek saygılarını sunan Buhara elçisi, diğer tarafta; şaşaada birbirleriyle yarış eden ve bu uğurda herşeyi göze alan Almanya İmparatoru ile Polonya Kralı&#8217;nın elçileri görülüyordu. Polonya elçisinin beraberindekileri o derece kalabalıktı ki, İstanbul&#8217;a bir Leh ordusunun geldiği sanılabilirdi.</p>
<p style="text-align:justify;">İstanbul&#8217;daki büyükelçilerin bando ve mızıka takımlarıyla özel savaş gemileri ve başka donanımları vardı. Törenlerde; önlerinde Hazreti Meryem&#8217;in tasvirini götürüyor; Türkler, hiçbir taassub eseri göstermeksizin bu alayları seyrediyorlardı. Büyükelçiler sadrazamın eteğini öpmek ve padişahın huzurunda yere kapanmak için acele ediyor, adeta birbirlerini yiyorlardı!&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">Fransız Büyükelçiliği Baştercümanı olarak bu dönemde görev yapan yazar Antoine Galland da padişahın sefere çıkışı ile ilgili gözlemlerini kısaca şöyle anlatıyor:</p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;Sultan Dördüncü Mehmed, 7 Mayıs 1672 Cumartesi günü Lehistan seferi için İstanbul&#8217;dan ayrıldı. Hayatımda bundan daha güzel, daha muhteşem bir alay görmedim. Dünyanın hiçbir yerinde bundan daha parlak, daha düzenli, daha zengin bir geçit töreni yapılamaz.</p>
<p style="text-align:justify;">Ordunun, bizzat padişahın kumandası altında şehirden çıkışı güneşin doğuşundan başlayarak tam beş saat sürdü. Polonya sınırına kadar olan merkezlerdeki Türk birlikleri yolda bu orduya katılacaklardı.</p>
<p style="text-align:justify;">Geçen askerler atları da muhteşemdi. Öyle ki, insan hangisini seyredeceğini şaşırıyordu. Atların üzerinde fevkalâde güzel örtüler vardı, yalnızca başları ve bacakları görünüyordu. Zırhlı olmayanların sağrıları kaplan veya pars postlarıyla örtülmüştü. Üzerlerinde büyük bir ihtişamla oturan sipahiler; kılıç, yay, sırma işlemeli ve içi oklarla dolu bir okluk taşıyorlardı. Gayet güzel cilalanmış kalkanları vardı.</p>
<p style="text-align:justify;">İlk birlikler geçtikten sonra kalabalık bir mehter takımı yürümeye başladı. Hem kendilerine has yürüyüşleriyle yürüyor, hem de çalıp okuyorlardı. Kösler ve davullar vurduğu zaman adeta yer yerinden oynuyordu. Sergiledikleri ihtişam görülmeye değer birşeydi.</p>
<p style="text-align:justify;">Mehter takımından sonra yine, sonu gelmez gibi görünen birlikler geçmeye başladı. Türk askerinin demirden yapılmış işlemeli zırhları; rengârenk satenden sarıkları, ipek kordonlarla süslü kadife cepkenleri, en iyi şekilde yapılmış silahları; seyredenleri hayretle karışık bir hayranlık içinde bırakıyordu. Silahlarına öylesine özen gösterilmişti ki; her ok ayrı ayrı cilalanmış ve süslenmişti&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align:justify;">İşte, böyle bir dönemde, orta Avrupa&#8217;ya açılan en önemli kapılardan biri olan Uyvar Kalesi fethedildi.</p>
<p style="text-align:justify;">Sadrazam Fazıl Ahmed Paşa komutasındaki Türk ordusu 18 Ağustos 1663 günü kuşatma harekatını başlattı. Avrupa&#8217;nın en dayanıklı kalesi olarak kabul edilen Uyvar&#8217;ın düşeceğini ihtimal verilmiyordu. Ancak, Türk ordusunun iyi yönetilmesi ve ısrarı karşısında çaresiz kalan düşman, kuşatmanın otuz yedinci gününde teslim şartlarını görüşmeyi kabul etti. 24 Eylül günü Türkler Viyana&#8217;ya doğru yol alıyorlardı.</p>
<p style="text-align:justify;">Uyvar&#8217;ın kaybedilişi Avrupa&#8217;da büyük yankılar uyandırdı. Onlara göre Türkler &#8220;olmaz&#8221;ı daha oldurmuşlardı Onun için, herhangi bir konuda gücünü &#8211; kuvvetini ortaya koyan, kararlılık ve kahramanlık gösteren birine, &#8220;Uyvar önündeki Türk gibi kuvvetli&#8221; diyorlardı. Bu söz Avrupa&#8217;da giderek bir &#8220;atasözü&#8221; haline geldi ve nesilden nesile kullanılır oldu.</p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ambar40.wordpress.com/31/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ambar40.wordpress.com/31/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ambar40.wordpress.com/31/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ambar40.wordpress.com/31/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ambar40.wordpress.com/31/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ambar40.wordpress.com/31/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ambar40.wordpress.com/31/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ambar40.wordpress.com/31/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ambar40.wordpress.com/31/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ambar40.wordpress.com/31/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ambar40.wordpress.com/31/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ambar40.wordpress.com/31/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ambar40.wordpress.com&blog=4260998&post=31&subd=ambar40&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/18/turk-gibi-kuvvetli-turk-gibi-muhtesem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/566cca628715fb301452263cb0499ae3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Serdar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ambar40.files.wordpress.com/2008/07/mehmet4.jpg?w=180" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Avustralya`ya Savaş Açan Çılgın Türkler</title>
		<link>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/18/avustralyaya-savas-acan-cilgin-turkler/</link>
		<comments>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/18/avustralyaya-savas-acan-cilgin-turkler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Jul 2008 08:13:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tarihten Sayfalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://merdurucan.wordpress.com/?p=55</guid>
		<description><![CDATA[
İki Türk&#8217;ün bir kıtaya savaş açtığını duydunuz mu ?
Osmanlı Hükümeti, İngiltere&#8217;ye savaş ilân edince, Avustralya&#8217;da yaşayan Abdullah ve Kul Mehmet isminde iki Türk de Koca Avustralya Kıtasına karşı savaş ilân etmiştir.
İlk bakışta olay komik gelebilir. Ama gerçekten doğrudur. İki Türk bir kıta insana savaş ilân etmişlerdir.



Avustralya Adasının Silver City (Gümüş Şehir) Kasabası, son derece cazip [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ambar40.wordpress.com&blog=4260998&post=16&subd=ambar40&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:justify;"><a href="http://merdurucan.files.wordpress.com/2008/07/wordpressicon.gif"></a></p>
<p style="text-align:justify;"><a href="http://merdurucan.files.wordpress.com/2008/07/wordpressicon.gif"></a>İki Türk&#8217;ün bir kıtaya savaş açtığını duydunuz mu ?</p>
<p style="text-align:justify;">Osmanlı Hükümeti, İngiltere&#8217;ye savaş ilân edince, Avustralya&#8217;da yaşayan Abdullah ve Kul Mehmet isminde iki Türk de Koca Avustralya Kıtasına karşı savaş ilân etmiştir.</p>
<p style="text-align:justify;">İlk bakışta olay komik gelebilir. Ama gerçekten doğrudur. İki Türk bir kıta insana savaş ilân etmişlerdir.</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://merdurucan.files.wordpress.com/2008/07/wordpressicon.gif"></a><a href="http://merdurucan.files.wordpress.com/2008/07/wordpressicon-hanttula3.jpg"></a></p>
<p style="text-align:justify;"><span id="more-16"></span></p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://merdurucan.files.wordpress.com/2008/07/wordpressicon.gif"></a></p>
<p style="text-align:justify;">Avustralya Adasının Silver City (Gümüş Şehir) Kasabası, son derece cazip bir yerleşim yeridir. Mekke ve Medine&#8217;ye de pek benzer. Çünkü devesi boldur. Devcilerin çoğu da Hintli Müslümanlardır. Deveci olmamakla birlikte bunların içinde Türkiye&#8217;den gelen Abdullah isminde bir de Türk vardı. Müslümanlar arasında sevilen bir kişi. Çünkü alim ve fazıl bir zattı.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu Türkiyeli Müslüman Abdullah Efendi, Müslümanların kasabı idi. Bu arada Silver Şehrine Türkiye&#8217;den Anadolulu bir Müslüman daha geldi. Kul Mehmet. O da bir araba yapıp, üzerine de bir Türk bayrağı dikerek dondurmacılığa başlamış ve kısa zamanda da meşhur olmuştu. Artık Avustralya adasında kasap Abdullah ve dondurmacı Kul Mehmet isminde iki Türk vardı. İkisi zorlu bir ikili de oluşturmuşlardı. Gümüş şehrin yerlisi-yabancısı onları seviyorlardı.</p>
<p style="text-align:justify;">İşte tam böyle güzel bir anda Birinci Dünya Savaşı patlak verdi. Türkiye, İngiltere ve Fransa ile savaşacaktı. İngiltere&#8217;nin müstemlekesi olan Avustralya da Çanakkale Cephesine asker sevk etmeye başladı. İngilizlerin yanında Türklere saldıracaklardı. Bu onlar için kötü bir talihti. Ama olan olmuştu. Artık savaştan başka yapılacak bir iş kalmamıştı.</p>
<p style="text-align:justify;">Bu savaş durumunu öğrenen Abdullah ve Mehmet, memleketlerine dönmek ve düşmanla savaşmak için Avustralya hükümetinden çıkış vizesi için başvuruda bulundular. Fakat yolların kapalı olduğu gerekçesiyle izin verilmedi. Bunun üzerine Kul Mehmet ve Abdullah, Avustralya hükümetine adetâ muhtıra vererek;</p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;Öyle ise biz de size karşı savaş halinde olduğumuzu bildirmek istiyoruz&#8221;.  dediler. Sonra da gerekli hazırlıkları yaparak Broken Hills Dağlarına çıkıp, Boğaz&#8217;a karargâh kurdular. İlk anda meseleyi anlayan ve duyanlar şaka sanıp gülüp geçmişlerdi. Ama Abdullah ve Mehmet çok ciddi idiler. Bu işin şakası yoktu, savaşacaklardı.</p>
<p style="text-align:justify;">1915 tarihinin ilk günü ve Çanakkale Arıburnu&#8217;na Anzak çıkarmasından 3 ay ve 24 gün önce Broken Hills Boğazı&#8217;na 1.200 kişilik bir tren girdi. Ancak makinist şaşırmıştı. Çünkü demiryolunun tam ortasında küçük bir araba duruyor ve üstünde de bir Türk bayrağı dalgalanıyordu. Makinist kolu çekip treni durdurması ile birlikte bir ateş yağmurudur başladı. Sanki dağlar yerinden oynuyordu. Trenin içi bir anda yaralı ve ölülerle dolmuştu. Durumu öğrenen bölge jandarma birlikleri olay yerine geldiler. Ama nafile iki Türkle başedemediler. Çünkü hazırlıkları mükemmeldi. Bu defa eyalet kuvvetleri sevk edildi. Onlar da işin içinden çıkamayınca, ordu birlikleri geldi ve üç koldan Türkleri makaslama ateş çemberine aldılar ve yüzlerce silah birden patlıyordu. Nihayet Broken Hills tarafından gelen silah sesleri kesildi. Zaten kahramanların mermileri de kalmamıştı.</p>
<p style="text-align:justify;">Büyük bir ihtiyatla Boğaz&#8217;a hakim noktaya çıkan askerler, sadece delik deşik olmuş iki Türk cesedi ile karşılaştılar. Abdullah silahına sıkıca yapışmış öylece yatıyordu. Mehmet&#8217;in vücudunda da 21 yara saydılar. Ama ilk anda buna kimse inanamadı ve şimdi herkes dağlarda Türk arıyordu. Fakat nafile kimsecikler yoktu. Hatta bu arama işi iki ay sürmüştü. Yani iki Türkle savaştıklarına iki ay sonra inanabilmişlerdi. Böylece bu olay Avustralya Resmî Harp Tarihi&#8217;ne yazılmıştır. Yani &#8220;Broken Hills Savaşı&#8221;.</p>
<p style="text-align:justify;">Hülâsa hâla daha Avustralya&#8217;da Türk cesareti, bir efsanedir. Canberra&#8217;daki Milli Müze&#8217;nin 4 Salonunu Çanakkale-Gelibolu Hatıralarına ayrılmıştır. 1960&#8242;larda Canberra milli Müzesi memurlarından ve bir gözü kör olan emekli askerin şu sözleri önemlidir:</p>
<p style="text-align:justify;">&#8220;Ben, memleketinizde bir göz bıraktım. Ama hiç pişman değilim. Hiç olmazsa sizi tanıdım&#8221;.</p>
<p style="text-align:center;"><a href="http://merdurucan.files.wordpress.com/2008/07/wordpressicon.gif"></a></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ambar40.wordpress.com/16/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ambar40.wordpress.com/16/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ambar40.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ambar40.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ambar40.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ambar40.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ambar40.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ambar40.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ambar40.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ambar40.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ambar40.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ambar40.wordpress.com/16/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ambar40.wordpress.com&blog=4260998&post=16&subd=ambar40&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/18/avustralyaya-savas-acan-cilgin-turkler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/566cca628715fb301452263cb0499ae3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Serdar</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>