12 Ağustos 2008

Yüksek zenginleştirilmiş uranyum tableti
Zenginleştirilmiş uranyum, içeriğindeki Uranyum-235 (kim. sembol 235U) oranı belirli yöntemlerle doğal seviyelerin üzerine çıkartılmış uranyum karışımıdır. Doğada bulunan toplam uranyum elementinin %99.284′u Uranyum-238 (kim. sembol 238U) izotopundan oluşur. Zincirleme fisyon gerçekleştirme kabiliyeti bulunan tek uranyum izotopu olan Uranyum-235′in tüm uranyum rezervleri içerisindeki payı yanlızca %0.72′dir. Bu yüzden nükleer yakıt amaçlı olarak kullanılabilmesi için 235U izotopunun uranyum karışımı içerisindeki oranı arttırılmalıdır.
Yazının devamını oku »
» yorum bırak; |
Kimya |
Kalıcı Bağlantı
Serdar tarafından yazıldı
12 Ağustos 2008

Periyodik tablonun III B grubundaki aktinitler serisinde yer alan radyoaktif kimyasal element. Yoğun, sert ve gümüş beyazı renginde, demir görünüşünde bir metal olan uranyum tabii elementler arasında atom ağırlığı en yüksek olanıdır. Kimyada “U” sembolüyle gösterilir. Atom ağırlığı 238,2 atom numarası 92 dir. 1800 derecede ergir, atomsal parçalanmada radyumu verir.
Yazının devamını oku »
» yorum bırak; |
Kimya |
Kalıcı Bağlantı
Serdar tarafından yazıldı
26 Temmuz 2008

ABD’li bilim adamları “mucize madde” olarak adlandırılan “aerojel”i geliştirdi. Bu maddenin özellikleri sizi de çok şaşırtacak.
Yazının devamını oku »
» yorum bırak; |
Bilimsel Buluşlar, Kimya |
Kalıcı Bağlantı
Serdar tarafından yazıldı
19 Temmuz 2008

Periyodik cetvel ya da Periyodik tablo, kimyasal elementlerin sınıflandırılmasına yarayan tablodur. Ondan önce de bu yönde çalışmalar yapılmış olmakla birlikte, icadı genellikle Rus kimyager Dmitri Mendeleev’e maledilir. (1869) Mendeleev, tabloyu, atomların artan atom ağırlıklarına göre sıralandıklarında belli özelliklerin tekrarlanıyor olmasından hareketle oluşturdu.
Yazının devamını oku »
28 Yorumlar |
Kimya |
Kalıcı Bağlantı
Serdar tarafından yazıldı
19 Temmuz 2008

Maddenin dördüncü hali: Plazma
Katı, sıvı ve gaz artık klasik olarak bildiğimiz maddenin 3 halidir. Fakat bazı bilim adamları tarafından maddenin 4. bir hali olduğu dile getirilmektedir: plazma. İyonize gaz için kullanılan plazma kelimesi 1920 li yıllardan beri fizik literatüründe yer etmeye başlamıştır. Plazma fiziği 1950li yıllarda Van Allen kuşaklarının keşfi ile birlikte oldukça önemli bir alan olmaya başlamıştır. Işıma genelde plazmanın bir formu olarak düşünülmektedir. Yazının devamını oku »
1 Yorum |
Kimya |
Kalıcı Bağlantı
Serdar tarafından yazıldı
19 Temmuz 2008

Her şey kimyasal maddelerden yapılmıştır ve yaptığımız işlerin çoğu kimyasal tepkimeleri içerir. Yemek pişirirken kimyasal tepkimeleri kullanırız. Yemek yedikten sonra, vücudumuzda bu yiyeceklerden besin değeri olanları alabilmek için karmaşık kimyasal tepkimeler olur. Otomobillerimizde yakıt olarak kullandığımız benzin düzinelerce farklı kimyasal maddelerin bir karışımıdır. Otomobili çalıştıran enerji bu karışımın yanmasıyla sağlanır. Ne yazık ki, benzinin yanmasıyla oluşan maddelerin bazılarının duman oluşumuna katkısı vardır. Modern toplumu rahatsız eden çevre sorunlarının çoğunun kimyasal kökenli olmalarına karşın, bu sorunları kontrol eden ve düzelten yöntemlerin büyük oranda kimyasal nitelikli olması da bir çelişkidir. O halde hepimiz şu ya da bu şekilde uygulamacı kimyacılarız, yani kimya herkesi ilgilendirir.
Yazının devamını oku »
2 Yorumlar |
Kimya |
Kalıcı Bağlantı
Serdar tarafından yazıldı
19 Temmuz 2008

Ortaçağ
İslâm Dünyası’ndaki kimya çalışmaları, daha önce Hellenistik Çağ’da İskenderiye’de yapılmış olan simya çalışmalarından yoğun bir biçimde etkilenmiştir. Bu çalışmalar sırasında yavaş yavaş belirginleşmeye başlayan Yapısal Dönüşüm Kuramı’na göre, doğadaki bütün metaller, aslında bir kükürt-civa bileşimidir; ancak bunların iç ve dış niteliklerinde farklılıklar bulunduğu için, kükürt ve civa kullanmak suretiyle istenilen metali elde etmek mümkündür.
Yazının devamını oku »
Yorumlar Kapalı |
Kimya |
Kalıcı Bağlantı
Serdar tarafından yazıldı