<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title> &#187; Hikâyeler</title>
	<atom:link href="http://ambar40.wordpress.com/category/hikayeler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://ambar40.wordpress.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 25 Nov 2008 18:06:13 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<cloud domain='ambar40.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://www.gravatar.com/blavatar/4dbd7d6bb8b913ca168b6d7a315e8bc5?s=96&#038;d=http://s.wordpress.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title> &#187; Hikâyeler</title>
		<link>http://ambar40.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://ambar40.wordpress.com/osd.xml" title="" />
		<item>
		<title>Karanfiller ve Domates Suyu</title>
		<link>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/25/karanfiller-ve-domates-suyu/</link>
		<comments>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/25/karanfiller-ve-domates-suyu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 23:43:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikâyeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ambar40.wordpress.com/?p=505</guid>
		<description><![CDATA[

Sait Faik Abasıyanık
Küçük bir çam ormanı. Vakit sabah. Arı, sinek, kuş sesi. Bir siyah gözlükten görülen yerde ve ağaçlarda güneş parçaları. Sonra uzak, göğün kendi renginden biraz daha koyu kıyılara giden bulutlu deniz…

İşte böyle bir yerde köyün insanlarını düşünüyorum. Kitaplar, bir zaman bana insanları sevmek gerektiğini, oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmişlerdi. Hayır, şimdi insanları kitapların [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ambar40.wordpress.com&blog=4260998&post=505&subd=ambar40&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:center;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;"><img class="alignnone size-medium wp-image-506" src="http://ambar40.files.wordpress.com/2008/07/sait.jpg?w=200&#038;h=207" alt="" width="200" height="207" /></span></span></span></p>
<p><span class="yazi18"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:center;margin:0;"><span style="font-size:8pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Sait Faik Abasıyanık</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Küçük bir çam ormanı. Vakit sabah. Arı, sinek, kuş sesi. Bir siyah gözlükten görülen yerde ve ağaçlarda güneş parçaları. Sonra uzak, göğün kendi renginden biraz daha koyu kıyılara giden bulutlu deniz…</span></span></span></p>
<p><span id="more-505"></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">İşte böyle bir yerde köyün insanlarını düşünüyorum. Kitaplar, bir zaman bana insanları sevmek gerektiğini, oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmişlerdi. Hayır, şimdi insanları kitapların öğrettiği şekilde sevmiyorum. Şiirler, romanlar, hikayeler, masallar bana bunu öğretmişlerdi. Beyinin vapurdan iner inmez çantasını kapan uşaktan iğrenmeyi, sabahleyin altı buçukta doğayla kavga için sokağa fırlamayan adamın çalışmadığını kendi kendime öğrendim. Ama şu sabahleyin altı buçukta doğayla kavga için sokağa fırlamayan adam, isterse akşama kadar insanları aldatmak için didinsin. Kaç para eder. Gözümde, milyonu da olsa kalp parayla metelik etmez.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Şimdi artık kimi sevdiğimi, kime sevgi duyduğumu biliyorum. Günlerden beri kafamı bir adam kaplıyor. Köyde ona Kör Mustafa derlerdi. Bir gözü sola doğru biraz kaymıştı. Sağ tarafının beyazlığıyla gözkapağı arasına ciğer kırmızısı bir et parçası oturmuştu. Böyle mi doğmuştur.. Yoksa çocukken mi bir şey batmıştır.. Bu sakat göz öteki gözden daha parlaktır. Daha siyah, daha canlı, daha zekidir. Bana bir kamburu anımsatıyor bu göz. Tuhaf değil mi.. Bir kambur insan çirkindir ama bütün kamburlar iyi yürekli, sevimli insanlardır. Arkadaş canlısıdırlar, şendirler. Ne severim kamburları.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">İşte Kör Mustafa&#8217;nın bu gözü de bir kambur insanın ruhsal durumunu içine sindirmiş şıkır şıkır, pırıl pırıl, sevimli, çapkın, canlı bir gözdür. Öteki doğru dürüst göz, onun yanında çekingen, sönük, tatsız tuzsuzdur. Pek de kibirlidir.</span></span></span><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;"><br />
<span class="yazi18"><span>Kör Mustafa bahçelerde çalışır. Gündeliğe gider. Sarnıç sıvar, dam aktarır, kuyu kazar.</span></span></span>
</p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Bizim köyün lodos tarafında oturulmaz. Orada fundalar, yabani meşe palamutları, kocayemişler, çalı süpürgeleri, bir türlü ağaç haline gelmeden ama ağacı öykünürcesine gelişir, birbirinin içine girmiş yaşarlar. Bütün bu fundalıklar Fino Kilisesinin malıdır. Kocaman, kirli sakallı, cin gibi bir papaz &#8220;fundalıklar bizimdir&#8221; diye arada bir dolaşır. İsteyen olursa ucuza kiraya verir. Ama kimse kiralamaz. Çünkü orman memuru buraları Orman Yasası gereği orman sayar. Aralarında üç beş ufacık çam ağacının bulunduğu yabani, cüce, oduna bile gelmez çalı çırpı, orman memurunun Orman Yasası sayesinde mutlu yaşar.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Kör Mustafa nasıl becerdi bilmem.. Denize diklemesine inen bu çalılığın bir kısmını ne pahasına ayıkladı biliyor musunuz.. Tırnakları pahasına. O çalı çırpının sere serpe geliştiği, bu denize diklemesine inen toprak öyle taşlıktı ki.. Sonra Mustafa, gündüzleri başka yerde çalışmak zorundaydı. Akşam olunca çalıların arasına sakladığı kazmasını alıyor, gün ağarıncaya kadar söküyor, koparıyor, kazıyordu. Kazdıkça kaya, kazdıkça taş. Bütün bir yaz, bütün bir kış orman memurunun baskısı.. Çalı çırpı palamut defne kocayemiş diken ot kök ona karşı koydular.. Bu korkunç savaşa üç evlek toprak için Mustafa&#8217;dan başka bizim köyde kimse girişemezdi.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Kaya bitip de yumuşak, esmer, pembe bir funda toprağı bir karış ortaya çıkınca bir meşe palamudunun korkunç, yılan gibi kökü önüne çıkardı. Onu sökünce orman memurunu karşısında bulurdu. O gidince zehirli bir diken başparmağını şişirirdi. Kazma körlenir, kürek bulamaz, taş dağ gibi yığılırdı. İnsan büyüklüğünde bir kaya, yumuşak toprağın üstünde, cüssesini hiç belli etmeden yosunlu yüzüyle dikilir.. Kazma iş görmediği zaman yumruğu, yumruğu yetmediği zaman parmakları, parmakları kalın geldiği zaman tırnaklarıyla toprağı tırmalardı.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Bir sonbahar günü baktık ki küçük çam ağaçları filizleri, körpe diken yapraklarıyla, üç beş kocayemiş çıngıl çıngıl yemişleriyle yer yer esmer, pembe, külrengi toprağa gölge salar. Biz görenler: &#8220;Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur.&#8221; derdik.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Bilmedik ki, dişle tırnakla kanla canla, doğa denilen canavarı yenmek gerekir. Ben bu savaşa tanığım. Mustafa&#8217;nın kör gözünün hiddetten ala bulandığı günleri biliyorum.. Bu kavga, Romalı tutsakların aslanla dövüşmesinden farklıydı. Romalı tutsak, aslana bir çeyrek saat içinde yeniliyordu. Mustafa ejderhayı bir yıl içinde, kimi kez umutsuzluktan kimi kez umuttan yeniyordu.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Bir sabah her zamanki çamın altına vardım ki, bir köylü kadın, üç yarı çıplak çocuk, garip birtakım taşlar, tahtalar, saçlarla bir şeyler yaparlar. Bu, her yanından poyraz, lodos, gündoğusu, keşişleme, yıldız, karayel giren bir evdi. Mustafa arkasına yeşiller giymiş, güçlü bir kadın takmış, üç evleğine çizgiler, ocaklar açıyordu.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">&#8220;Aslan Mustafa&#8221; dedim. &#8220;Su buldun mu su?&#8221; &#8220;Deniz kıyısında eski bir kuyu vardı. Tuzlu bir parça ama idari edeceğiz. Şuraya bir sarnıç kazabilsem…&#8221;</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Onu gördüm mü toparlanıyor hayret, sevgi, saygıyla bakıyorum. Koca yaylamızın üzerinde böyle milyonlarca insan bulunduğunu düşünüyorum. Yine dünya yuvarlağı üzerinde böyle milyonlarca insanın tırnakları, nasırları, çirkinlikleri tek gözleri, tek kollarıyla bir ejderhayla savaşmak için bekleştiklerini düşünüyorum…</span></span></span></p>
<p><span class="yazi18"><span>Küçük Hanımlar!</span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Bugünlerde bir gün nişanlınız size koyu al renkli karanfiller yollayacaktır. Dikkat edin, belki Mustafanınkilerdir.</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;"><span class="yazi18"><span>Küçük Beyler!</span></span></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;">Domatesler göreceksiniz çarşıda. Elmalar, ferik elmaları gibi kokulu, şekerli, tatlıdır. Keserseniz içinde çekirdekleri altın gibi parlar. Belki de lokanta da birgün şişelere doldurulmuş bir domates suyu içersiniz ve tadını çok güzel bulursunuz. Yunan tanrılarının ölmemek için içtiği &#8220;nektar&#8221; tadını damağınızda hissedersiniz. İnanın ki, Mustafa&#8217;nın domateslerinden bir tanesi, içtiğiniz domates suyuna katılmıştır…</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;margin:0;" align="right"><strong><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Sait Faik Abasıyanık</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="margin:0;"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Times New Roman;"> </span></span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ambar40.wordpress.com/505/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ambar40.wordpress.com/505/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ambar40.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ambar40.wordpress.com/505/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ambar40.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ambar40.wordpress.com/505/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ambar40.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ambar40.wordpress.com/505/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ambar40.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ambar40.wordpress.com/505/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ambar40.wordpress.com/505/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ambar40.wordpress.com/505/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ambar40.wordpress.com&blog=4260998&post=505&subd=ambar40&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/25/karanfiller-ve-domates-suyu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/566cca628715fb301452263cb0499ae3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Serdar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ambar40.files.wordpress.com/2008/07/sait.jpg?w=200" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Hişt, Hişt!</title>
		<link>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/25/hist-hist/</link>
		<comments>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/25/hist-hist/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 23:33:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serdar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikâyeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://ambar40.wordpress.com/?p=500</guid>
		<description><![CDATA[
Yürüyordum. Yürüdükçe de açılıyordum. Evden kızgın çıkmıştım. Belki de tıraş bıçağına sinirlenmiştim. Olur, olur! Mutlak traş bıçağına sinirlenmiş olacağım.

Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması, pekala bir meseledir. Kim demiş mesele değildir, diye? Budalalık! Ya yağmur yağsaydı? Ya otların yeşili mor, ya denizin mavisi kırmızı olsaydı? Olsaydı o zaman mesele olurdu, işte.
Çukulata renginde [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ambar40.wordpress.com&blog=4260998&post=500&subd=ambar40&ref=&feed=1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div class='snap_preview'><br /><p style="text-align:center;"><a href="http://ambar40.files.wordpress.com/2008/07/kumrular.jpg" target="_blank"><img class="alignnone size-medium wp-image-501" src="http://ambar40.files.wordpress.com/2008/07/kumrular.jpg?w=300&#038;h=227" alt="" width="300" height="227" /></a></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Yürüyordum. Yürüdükçe de açılıyordum. Evden kızgın çıkmıştım. Belki de tıraş bıçağına sinirlenmiştim. Olur, olur! Mutlak traş bıçağına sinirlenmiş olacağım.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;"></span><span id="more-500"></span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Otların yeşil olması, denizin mavi olması, gökyüzünün bulutsuz olması, pekala bir meseledir. Kim demiş mesele değildir, diye? Budalalık! Ya yağmur yağsaydı? Ya otların yeşili mor, ya denizin mavisi kırmızı olsaydı? Olsaydı o zaman mesele olurdu, işte.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Çukulata renginde bir yaprak, çağla bademi renkli bir keçi gördüm. Birisi arkamdan:</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;">-Hişt,dedi.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Dönüp baktım. Yolun kenarındaki daha boyunu posunu almamış taze devedikenleriyle karabaşlar erik lezzetinde bana baktılar. Dişlerim kamaştı. Yolda kimsecikler yoktu. Bir evin damını, uzakta uçan bir iki kuşu, yaprakların arasından denizi gördüm. Yoluma devam ederken:</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">-Hişt hişt, dedi.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Dönüp bakmak istedim. Belki de çok istediğim için dönüp bakamadım. Olabilir. Gökten bir kuş hişt hişt ederek geçmiştir. Arkamdan yılan, tosbağa, bir kirpi geçmiştir. Bir böcek vardır belki hişt hişt diyen.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Hişt! dedi yine.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Bu sefer belki de isteksizlikten dönüp baktım çalıların arasına birisi saklanıyormuş gibi geldi bana.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Yolun kenarına oturdum. Az ötemde bir eşek otluyor. Onun da rengi çağla bademi, ağzı, dişleri, kulakları boynu ne güzel. Otluyor. Otları adeta çatırdata çatırdata yiyor. Belki de bu çıtırtılı, çatırtılı sesi &#8220;hişt hişt&#8221; diye duymuşumdur. Eşeğin ot koparışının sesinden apayrı bir ses:</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Hişt hişt hişt, dedi.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Hani bazı kulağımızın dibinde çok tanıdığımız bir ses isminizi çağırıverir. Olur değil mi? Pek enderdir. Belki de kendi kafanızın içinden sizin sevdiğiniz, hatırladığınız bir ses, ses olmadan sizi çağırmıştır. Olabilir.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Birdenbire güneşi, buluta benzemez garip ve sarı bir sis kapladı. Bir kirli el, çağla bademi eşeğin sırtından bir kumaş çekip aldı. Her zamanki kül rengi, yer yer havı dökülmüş eski mantosunu giydirdi eşeğe.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Yola indim. İstediği kadar hişt desin. İsterse sahici sulu bir dost olsun. İsterse kimseler olmasın, kendi kendime kulağıma hişt hişt diyen bir divane olayım, ben, aldırmayacağım.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Belki bir kuştur. Belki tosbağadır. Belki bir kirpidir. Belki de yakın denizden seslenen bir balık, bir canavardır. Karabataktır. Mihalaki kuşudur.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">İyisi mi ben kendim hişt hişt derim. O zaman tamamı tamamına pek hişt hişt seslenişine benzemeyen, benzemesin diye uğraştığım bir mırıldanmadır, tutturdum.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Birdenbire, önümde bir adamla bir kadın gördüm. Kalpazankaya yolunu sordular. Üstündesiniz dedim. Sanki yol hareket etti. Yürümediler. İki adımda benden uzaklaştılar. Koyunların arasına yüzükoyun uzanmış papazın oğlunu gördüm. Yüzünden aptal, çilli horoza benzer bir mahluk kalktı. Ağzının salyasını sildi. Kuzuyu bacaklarından tuttu. Kuzu ile yere yıkıldı. Kuzuyu burnundan öptü. Papazın oğlu çirkin, aptal, otuzbirli bir yüzle baktı. Şimdi bir çiçek tarlasında idim. Bana hişt hişt diyen mutlak bir kuştu. Vardır böyle kuşlar. Cık cık demezler de hişt hişt derler. Kuştu kuş.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Bir adam yer belliyordu. Belin demirine basıyor, kırmızıya çalan bir toprak altını, üste aktarıyordu.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Merhaba hemşerim, dedi.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Ooo! Merhaba! Dedim.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Tekrar işine daldı. Hişt hişt, dedim. Aldırmadı. Bir daha hişt, dedim. Yine aldırmadı. Hızlı hızlı hişt hişt hişt!</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">-Buyur beğim, dedi.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">-Bir şey söylemedim, dedim.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Küçük parmağını kulağına soktu. Kaşıdı. Çıkarıp parmağına baktı. Belin sapına siler gibi yaptı.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Hişt hişt, dedim.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Yüzünü göğe kaldırdı. Kuşlara baktı. Denize baktı. Dönüp şüphe ile bana baktı.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Bu sene enginarlar nasıl? Dedim.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- İyi değil, dedi.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Baklayı ne zaman keseceksin?</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Daha ister, dedi.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Nefes alır gibi &#8220;hişt&#8221; dedim.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Yine şüphe ile denize, şüphe ile göğe, şüphe ile bana baktı.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Kuşlar olmalı, dedim.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Benim de kulağıma bir hışırtı gelir amma, dedi, ne taraftan gelir? Zati bu sırada şu kulağım ağırlaştı.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Bir yıkatmalı, dedim, benim de geçenlerde ağırlaşmıştı&#8230;</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Yıkattın mı?</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Yıkatmadım, hacet kalmadı, doktora gittim. Alıverdi; pislikmiş.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Çocuklar nasıl? diye sordum.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- İyiler, dedi. Dokuzdu sekiz kaldı. Biliyorsun dokuzuncusunun macerasını ya&#8230;</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Sus, sus, dedim. Yürekler acısı. Haydi allahaısmarladık!</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Haydi güle güle.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Biraz uzaklaşınca:</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Hişt hişt.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Bu sefer yakaladım. Bahçıvandı. Oydu oydu.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Hadi hadi yakaladım bu sefer seni, dedim.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Yok vallahi, dedi, vallahi daha kesmedim bakla, senden ne diye saklayayım, parasıyla değilmi?</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Sen değil misin hişt hişt diyen?</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">- Ben de duyarım bir ses, amma bulamam nereden gelir?</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Nereden gelirse gelsin dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, ottan, böcekten, çiçekten. Gelsin de nereden gelirse gelsin! Bir hişt sesi gelmedi mi fena. Geldikten sonra yaşasın çiçekler, böcekler, insanoğulları.</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Hişt hişt!</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Hişt hişt!</span></p>
<p style="text-align:justify;"><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Hişt hişt!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;margin:0;"><strong><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Sait Faik Abasıyanık</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><span class="yazi18"><span style="font-size:10pt;"><span style="font-family:Verdana;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:right;margin:0;"><em><strong><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">Alemdağ&#8217;da Var Bir Yılan</span></strong><span style="font-size:10pt;color:#000000;font-family:Verdana;">, (Sayfa 65,66,67,68) Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, Kasım 2002</span></em></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:0;"><span style="font-size:10pt;font-family:Verdana;"> </span></p>
<img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/ambar40.wordpress.com/500/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/ambar40.wordpress.com/500/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/ambar40.wordpress.com/500/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/ambar40.wordpress.com/500/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/ambar40.wordpress.com/500/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/ambar40.wordpress.com/500/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/ambar40.wordpress.com/500/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/ambar40.wordpress.com/500/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/ambar40.wordpress.com/500/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/ambar40.wordpress.com/500/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/ambar40.wordpress.com/500/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/ambar40.wordpress.com/500/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=ambar40.wordpress.com&blog=4260998&post=500&subd=ambar40&ref=&feed=1" /></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://ambar40.wordpress.com/2008/07/25/hist-hist/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/566cca628715fb301452263cb0499ae3?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Serdar</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://ambar40.files.wordpress.com/2008/07/kumrular.jpg?w=300" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>